Başkan Pekdaş Ege Postası'nı ağırladı

3 Mart 2016 Perşembe  10:23

Konak Belediye Başkanı CHP’li Sema Pekdaş, Ege Postası Genel Yayın Yönetmeni Sercan Avcı, Ege Postası Muhabiri Ermen Şentürk ve Köşe Yazarı Mithat Umutoğlulları'nı ağırladı.

Pekdaş, Ege Postası’nın sorularını içtenlikle yanıt verdi.

İŞTE O RÖPORTAJ:

EGE POSTASI: 2 YIL GEÇTİ. BELEDİYEYE NE KAZANDIRDIĞINIZI DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

"150 yıldır belediye ile yönetilen bir bölge ve buranın çok katmanlı bir birikimi var. 2 yıl içerisinde bunu bir anda değiştirmek mümkün değil. 2 yılda ben bunları değiştirdim diyemem. Öncelikle kent kimliğinin görünür hale gelmesini sağlamak burada bir değer olduğunu göstermek lazım. 8 bin 500 yıllık kent tarihinin 5 bin yılına ait izler Konak'ta. Bunu anlatmak ve farkındalığı yaratmak lazım. Konak tarihin biriktirdiği bir zenginliktir. Konak, ekonomik, kültürel ve turizm değeridir. Bunun ortaya çıkması lazım. Ben belediyeciliği planlanmış ve oturmuş bir alanda yapıyorum. Boş bir yerde seçilip hadi sıfırdan belediye başkanlığı yapalım demiyorum. Burası kentin en çok göç alan ve kente gelenlerin ilk durağı olan bir bölge. Birikmiş teknik sorunlarımız var. Onları çözüp ilçemi adaletli, hakkaniyetli yönetmeye çalışıyorum."

EGE POSTASI:ÜÇÜNCÜ YILDA NELER VAR? PLANLAR PROJELER NELER?

"Ben kamusal faydaya inanıyorum. Bu tür faaliyetler kentlerin yaşaması, insanların yurttaş olarak hayatlarını sürdürebilmeleri açısından önemli. Bunun için de bize kamusal mekanlar lazım. Konak'ta kamusal alan fakiriyiz. Kente yeni mekanlar kazandırmak istiyoruz ve iki yıl da bunların planlaması ile geçti. Biz artık uygulamaya geçme noktasındayız. Yeni yatırımlar yaparken, kamunun parasını harcadığımız için hesap verilebilir ve şeffaf yönetim anlayışı ile, hukuka uygun yapacağız. İki yıl bizim için bu açıdan bir hazırlık süreciydi. Yeni belediye binamızı bu  yılın sonunda ya da gelecek yılın başında yapacağız. Şu anda uygulama projeleri hazırlanıyor. Eski hizmet binamızın camlarını bile silemiyoruz, çünkü çerçeveleri tutmuyor. Birimlerimiz dağınık vaziyette çalışıyor. Bu binaların geleceği ile ilgili karar vereceğiz. Ben kamusal hizmetlerde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Tarihi İpekyolu üzerinde kurulan Eşrefpaşa Pazaryeri'nin kaldırılması ve oranın taşınması gerekiyor. Yağhaneler'de Jandarma'ya ait eski alanı alarak, sosyal donatı alanı, belediye hizmet alanı ve pazaryeri kuracağız. Halkımız hem nitelikli hizmet alacak, hem de yeni kamusal alanlar yaratacağız. Toros ve Gültepe'deki iki yeni pazaryerinin projelerini hazırlıyoruz. Konak'ta tüm pazarlar sokaklarda kuruluyor. Onları tanzim etmek istiyoruz. Kentin merkezindeki araziler çok değerli: Sadece haftada bir kullanılacak pazar alanları değil, çok fonksiyonlu donatı alanları inşa edeceğiz. Gültepe'de eski ekmek fabrikasını Maliye'den aldık, burada da spor salonu inşa edeceğiz. Parklarımızı yeni nesil olacak şekilde revize ediyoruz. Aziziye'de yeni semt merkezi yapacağız. Kadın Sığınma Evi için projemiz hazır, tüm işlemleri tamam, yer tahsisi bekliyoruz. Yeni sosyal projelerimizi tamamlayacağız."
 
EGE POSTASI:BÜYÜK BİR İLÇE VE İLÇENİN TAMAMINA EŞİT HİZMET GÖTÜREBİLİYOR MUSUNUZ?

"Her yerin farklı ihtiyacı var. Eşrefpaşa da Konak'ta, Alsancak da. Tepecik de Konak'ta, Güzelyalı da Konak'ta. İzmir dendiğinde akla gelip sayılabilecek ilk yerler, Güzelyalı, Göztepe, Tepecik, Eşrefpaşa, Kadifekale, Gürçeşme, Alsancak. Hepsi de Konak'ta. Her birinin farklı ihtiyaçları ve sosyal dokuları va.r Her birinin önceliklerini gözeterek çalışmak zorundayız. Bazı yerlerde yaşlı nüfusa hizmet ediyoruz. Bazı bölgelerde çocuk sayısı çok fazla. Bazı bölgeler sadece iş yerlerinden oluşuyor. Gece konaklayan yok. Bazı bölgelerde de gündüz dolaşan yok, insanlar sadece evlerine yatmaya geliyor. Bu bir açıdan avantaj, insanın yaratıcılığını arttırıyor. Heyecanlı olup, farklı projeleri hayata geçirmeyi sağlıyor. Personel sayım yeterli. Göreve geldiğimde ciddi anlamda araç alımı yaptık. Kendi öz kaynaklarımızla araç filomuzu yeniledik. Asfalt kazıma aracı olan tek ilçe belediyesiyiz. Diğer ilçelerde bir kere araç geçen sokaktan bizim ilçemizde yüz kere geçiyor. Yoğunluk çok fazla, yıpranma katsayısı kullanıma bağlı olarak da yüksek. İzmir'in coğrafi yapısı gereği çoğu yerde merdivenlerle ulaşım sağlanıyor. Dokunuşlarla estetik farklar yaratmaya çalışıyoruz. Kent merkezinde ciddi anlamda otopark ve trafik sıkıntısı var. Ben çöpü çok zor topluyorum. Dar ve dik sokaklarımız var. Ben diğer belediyelerin bir araçla yaptığı işi dört araçla yapıyorum. Emek odaklı çok yorucu işler yapıyoruz."
 
EGE POSTASI:ÜCRET DENGESİ SAĞLANMASI NASIL OLDU?

"Ben belediyeye geldiğimde çalışma hayatında ciddi sorunlar vardı. MERBEL şirketimiz ihaleyi kaybetmişti. İşçilerimiz taşerona geçecekti. Benim için çok ciddi bir sorun olan MERBEL krizini çözdük. Belirginsizlik ve tedirginlik ortamını dağıttım. Her birim ayrı ayrı taşeron şirketlerle hizmet alım sözleşmesi yapmıştı, onları tek çatı altında topladık. Taşeronda çalışan işçilerimizin MERBEL'in bütçesi açısından şirkete geçmesi şu anda mümkün değil. Taşerondaki işçiler asgari ücret alırken, MERBEL'deki personel üç katı maaş alıyordu. Ücretleri eşitledik. Aradaki ücret uçurumunu ortadan kaldırdık ve eşit işe eşit ücret getirdik. Sistemi oturttuk ve ücret dengesini sağladık. Yeni personel almayı düşünmüyoruz."
 
EGE POSTASI:KENDİNİZDEN ÖNCEKİ BELEDİYE BAŞKANI HAKAN TARTAN’IN İSMİNİ PEK DİLLENDİRMİYORSUNUZ. ŞİKAYETİ SEVMİYORSUNUZ HERHALDE…

"O dönem oldu bitti. Hatası ile doğrusu ile geride kaldı. Benim sızlanmaya, şöyle olmuştu, böyle olmuştu, yerim dar, yenim dar demeye hakkım yok. Ben sızlanmaya değil, çözüm üretmeye, çalışmaya geldim. Sızlanmak yerine kafa patlatırım, hizmet üretirim. İnsanlar bizden sızlanma değil, çözüm ve hizmet bekliyor. Olmuş bitmiş şeyleri konuşmaya gerek yok. Ben hayatımın hiçbir döneminde sızlanmadım, geriye dönüp de bakmadım. Ben buraya bu belediyenin sorunlarının olduğunu bilerek geldim. Kimse beni zorla buraya getirmedi. Kendim kabul ettim. O zaman ben bu işin gereğini yapacağım. İnsanların üslupları çalışma şekilleri farklıdır. Seçim dönemleri kentle ilgili düşüncelerin yoğunlaştığı dönemlerdir. Sorunlara yoğunlaşırsınız. Tüm adaylar çıkalım televizyonda konuşalım, anlatalım dedim. Ama hiç olmadı. Seçimlerde birlikte konuşmayı, tartışmayı da unuttuk. Seçim bir arenadır. Fikirler yarışır. Bu arenanın kullanılması lazım."
 
KONAK'TA BİR  SİYASİ KRİZ HAVASI VAR!

"Eleştirileri bertaraf etmek için önce gündeme almam lazım. Ama bunları gündemime almadım. Benim bir sorumluluğum var. Birikmiş çok ihtiyacım var. Belki başarımdan ötürü beni o alana çekmek istediler. Bana gelen eleştiriler ve söylemler halkın ne kadar gündeminde? Halkın ne kadarını ilgilendiriyor? Konak'ın nüfusu yaklaşık 400 bin. İşyerli ile birlikte nüfus bir milyonun üzerine çıkıyor. İlçenin çok ciddi sorunları var. Bu söylemlerin hangisi halkın gündeminde? İnsanların belediyeden beklentileri neler? Halk bizi çekişmeler yapalım, tartışalım, siyasi kriz yaratalım diye mi seçiyor? Yoksa çöpünün daha iyi toplanması, yeni yeşil alanlar, pazaryerleri yapılsın, sosyal ihtiyaçları karşılansın diye mi seçiyor? Bu kentin dokusunu daha nitelikli hale getirmemiz sürdürülebilir bir hayat yaratmamızı istiyorlar. Diğer söylenen her şey kişiseldir. Belki siyasi şımarıklık, belki de belirli bir alana çekip kayıkçı kavgası yapmak. Ben bunları hiç umursamıyorum. Benim için gündem halkın gündemi, sorunlarımız. Hiçbirini de gündeme alıp ne kafamı yordum, ne de polemik yarattım."


EGE POSTASI:SÜREÇTE ÇOK FAZLA ELEŞTİRİYE MAĞRUZ KALDINIZ…ÖZELLİKLE “HDP’Lİ” DENDİ, “FAŞİST” DENDİ!

"CHP Türkiye'ye demokrasi, sosyal demokrasi, hukukun üstünlüğü fikrini getirmiştir. CHP Sosyalist Enternasyonel üyesidir. Parti tüzüğü ve programını okuduğumda, tam da benim kafama uygun. Özgürlükçüdür, mağdurdan yanadır, eşitlikçidir. Dolayısı ile bunların hepsi ucuz polemikler. Herkes CHP'li olmalıdır demiyorum. Bugün ülkeyi yöneten iktidarın herkesin kendisi gibi olmasını istemesini eleştiriyoruz. İnsanların farklı siyasi düşünceleri var. Bunları özgürce ifade edebileceği ortamı sağlamak ve eşit yargılanabileceği koşullar yaratmak lazım. Hukukun üstünlüğü herkes içindir. Farklı düşünenlere saygı gösterdiği ölçüde demokratsınızdır. Bunun suistimal edilmesi yanlıştır. Bu tür propagandaları yapanların CHP'liliğini sorgularım. CHP bir sorumluluk partisidir. Bu ülkenin kuruluşunda ve kurtuluşunda olan bir partinin, çok partili rejimi getiren partinin, iyi bir anayasa hazırlanması için uğraşan, işçi hakları ve sosyal demokrasi için mücadele eden bir partinin bu dönemdeki sorumluluğu çok daha büyük. Bunu söylemek sadece bana değil, partide pek çok isme yönelik linç hareketidir. Ama bunun halkta karşılığı yok. Halk demokratik bir Türkiye ve özgürlük istiyor. Bu tartışmaların bu dille devam etmesi yerine ülkenin sorunlarının çözümü için tartışma yapmak lazım. Ama öyle bir iklim yaratılıyor ki, değişime nasıl ayak uyduracağız onu tartışamıyoruz.  Bizim kendimizi yenilememiz gerekir. ben özgürlükçüyüm, demokratım, kendimden önce başkasına saygı duyarım. Belki bu eski işle yenin bir çatışmasıdır. Belki de bu çatışmanın üzerinde tepindiği insanlardan biriyim. Kadınlar bu anlamda güçsüz görülüyor ama daha güçlü durumda."
 
EGE POSTASI:İLÇE BAŞKANI İLE FAZLA BİR ARAYA GELMİYORSUNUZ? İLÇE BAŞKANININ DA PARTİ TOPLANTILARINDA SİZE YÖNELİK ÇIKIŞLAIR OLUYOR. SORUN  NE?

"Benim açımdan sorun yok  Biz Şakir başkan ile sürekli görüşüyoruz, gelip gidiyor ama parti toplantılarında neden böyle diyor anlamak mümkün değil. Dün beş kez telefonda konuştuk. Önceki gün yanımdaydı. Ben ilçe örgütünü ziyaret ediyorum, onlar geliyor.  Haberim olan etkinliklere gidiyorum. Haberim yoksa gidemiyorum. Onlar belki de bizim programlarımıza uygun olamadıkları için gelemiyorlar. Bilmiyorum neden oluyor ya da neden olmuyor. Böyle bir sorun varsa da bana ne genel merkezden ne de il yönetiminden gel konuşalım böyle bir sıkıntı varmış gibi bir konuşma olmadı. Hiç kimseye sitemim yok. Ben gündemime almadım ki sıkıntı olsun. Onlar benim gündemimde olan konular değil.
 
EGE POSTASI:İLÇE BAŞKAN- BELEDİYE BAŞKANI GÖREV VE YETKİ KARMAŞASI MI VAR?

"Kurumların ve organların niteliklerini ve görevlerini bilmiyoruz. Biz başkanlar tek dereceli bir seçimle göreve geliyoruz  ve icra organın başı olarak kanunların verdiği görevleri yapıyoruz. İlçe başkanı aynı zamanda meclis grubunun başkanı. Belediye başkanı değil. Ben seçilirken partimin programına uygun olarak yerel yöneticilik yapacağım diye geliyorum.  Ben partimin politikalarını yerel yönetimde uygulamak üzere görev yapıyorum. Meclisin belirlediği stratejik plan ve bütçeyi bu anlayışla hayata geçiriyorum. Belediyede sırasıyla başkan, encümen ve meclis olmak üzere üç organ var. Meclis ise siyasi parti gruplarından oluşuyor. Ben aynı zaman da o grubun da üyesiyim. o benim gruptayken başkanım, belediyedeyken değil. Meclis grubunun düzenli çalışmasını sağlamak üzere orada... Biz organların iş ve işleyişini karıştırıyoruz. Parti ayrı bir tüzel kişilik, belediye ayrı bir tüzel kişilik. Ayrı kanunlarla kurulmuşlardır. Görevleri ve yetkileri ayrıdır. Biz bağlı bulunduğumuz mevzuatı bilmiyoruz, kanunları okumuyoruz. Herkes kendisini her işten sorumlu addediyor. Benim sorumlu olduğum organlar başka. Ben sayıştaya, mülkiye müfettişlerine hesap veriyorum. Politika anlamında da partime hesap veriyorum. Meclisin kararlarının denetimi başka türlüdür. Her organın kendi görevi var. Bizde siyaset kurumunda bu görev tanımları çok belirsiz. Başkanlık tek başına ayrı bir olaydır. Bunları doğru tanımlarsak bir sıkıntı yok. Kanunumuzu bir okusak sıkıntı yok aslında. Ben meclis başkanıyım, belediye başkanıyım, farklı organlar. Ben yetki ve sorumluluğumu biliyorum. Çalışma tarzımızın ne olduğunu da biliyorum."
 
EGE POSTASI:PEKİ MECLİS ÜYELERİ ÇOK FAZLA ŞEY Mİ BEKLİYOR?

"Meclis üyelerinin statüsünün yeniden düzenlenmesi lazım.  Bu belirsizliğin yarattığı bir sıkıntı da var. Meclis üyelerine maaş verilmesinden yanayım. Sadece huzur hakkı değil. Onlar da milletvekili gibiler. Yerli parlamenter. Biz siyasetle iç içe bir toplumuz. Statülerini daha iyi olması ve maaşının olması lazım. Sıkıntı biraz da bundan kaynaklı. Bir kanun değişikliği gerektiğine inanıyorum."
 
EGE POSTASI:İLÇE SEÇİMLERİ SÜRECİ…NEDEN TARAF OLDUNUZ? MECLİS ÜYESİNİ DESTEKLEDİNİ…MECLİS ÜYESİNİN İLÇE BAŞKANI OLMASINI DOĞRU MU BULUYORSUNUZ?

"Ben bu seçimlere hiç karışmamıştım. Mahalle delege seçimlerine de karışmadım. Örgüt kendi istediğini seçer. Şakir başkan aradı, delege olmasını istediğiniz isim var mı diye sordu. Ben de kimler çalışıyorsa, kimler parti için emek veriyorsa onlar olsun dedim. Hiç de karışmadım ama o arada ciddi sıkıntılar yaşandı. Belediye başkanlığını hiçbir zaman güç olarak siyasette kullanmadım. İlçe seçimlerinde de kullanmadım. Seçimlerde benim de parti üyesi olarak bir oyum var. Düşüncemi açıklarım. Bir meclis üyesinden ilke olarak, ideal olarak ilçe başkanı olması evet, sıkıntılı bir durum. Her şeyi kendi koşullarında değerlendirmek lazım. Fakat kongreye giderken pek çok siyasi sıkıntı oldu. Kongre Şakir Başak’ın kazanacağı bir kongre olarak belliydi ama bir duruş göstermek gerekiyordu. Bazen kazanmak için değil, neye karşı olduğunuzu göstermek için de bir duruş gösterirsiniz. Bu tür bir işleyişe evet demiyorum siyasi bir tavır göstermek içindi. Hep şu olsun diyerek değil, bu olmaz da demeniz gerekir, açık olmak gerekir. Kazanamıyoruz nasıl olsa, hiç karışmayalım demektense bu işleyişi tercih ettim. Kayıp seçime de kaybedeceği çok muhtemel olan bir arkadaşa da desteğimi verdim. Benimkisi ilkesel bir duruştu. Kazanmaya yönelik değildi. Başından itibaren daha ilgilenilen bir süreç olsaydı, farklı olurdu. Belediyenin hiçbir gücünü kullanmadım. Aradığım insanlar oldu. Spekülasyon yapılmasın diye. Herkes kulis yapar, seçimin güzelliği de budur. Murat Erginci’yi destekliyorum dedim." 

EGE POSTASI:ALAATTİN YÜKSEL’İN  İL BAŞKANI OLMASINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

"Keşke bu parti yeni siyasi kadrolar yaratabilseydi. Bizim asıl bu konu üzerinde durmamız lazım. Kaç tane aday çıktı? Yeni adaylar bulunamadı. Bence işin acı tarafı bu. Bizim yeni insan yetiştiremiyor olmamız aslında tartışılması gereken şey. Bu partinin ülke genelindeki durumuyla da ilgili bir şey. Parti sivil toplum örgütleri, sendikalar, odalarla iç içe olur, oralarda parlayan insanları alır, siyasete kazandırır. Siyasette kan tazelemeye ihtiyaç vardır. Biz aynı isimler etrafında duruyoruz. Asıl tartışılması gereken budur. Siyasetin genel hastalığı. Türkiye demokrasisisin genel hastalığı. İki dönem, bilemediniz üç dönem diye süre sınırı gelmeli. En üst seviyede, zirvede bırakmak lazım. Daha derli toplu bir yönetime de ihtiyaç var. Sürekli iktidar partisinin baskılarına direnerek belediyeleri yönetmeye çalışıyoruz. Burada kendisiyle barışık, daha tepki veren, siyaset yapan il yönetimine ihtiyaç var. Biz siyaset yapmanın ötesinde hizmet yapmalıyız. Bu ortamın doğmasını sağlayan siyasi olarak çaba gösteren bir il yönetiminin olması lazım. Bu nedenle bu tabloda benim için doğru aday Alaattin Yüksel’di."

EGE POSTASI:BARO BAŞKANLIĞI MI BELEDİYE BAŞKANLIĞI MI DAHA ZOR?

"Baro başkanlığı çok daha zor bir işti. Yargı sistemi tıkanmış, hukukun üstünlüğünden uzaklaşılmış, torba kanunlarla ülkenin yönetilmeye çalışıldığı, kanun yapma tekniğinin dahi bir kenara itildiği bir ülkede siz hukuk adına söz söylemek zorundasınız. Bir öğretmen öğrencisinin ders çalıştığı, dersine çalışarak geldiği sınıfın kapısını korkarak açıyorsa, o öğretmen o sınıfta başarılıdır. Avukatların da iyi çalıştığı, içtihatları takip ettiği yerde hakimin de işi zordur. Yargıya görevini yaptıracak en önemli kurum avukatlık kurumudur. Orada da çıtayı üstte tutmak yargının kalitesini de etkiler. Burada gençlerle, çocuklar ile, yaşlılarla çok mutlu olduğum etkinlikler oluyor  ama yargıda hele hele son zamanlarda mutlu olduğumuz hiçbir şey yaşamadık. Belediye başkanlığı ile avukatlık birbirinden çok farklı şeyler değil. Avukatlığı seviyorum ama her şey siyaset kurumuyla çözülüyor."
 
EGE POSTASI:KONAK BELEDİYESİ SİZİN İÇİN DAHA ÜST MAKAMA GİDEN BİR BASAMAK MI?

"Ben hayatımda hiç hesap yapmadım. Yapmam da. Milletvekilliğinin belediye başkanlığından daha üst bir görev olduğunu düşünmüyorum. Bunlar farklı görevler."
 
EGE POSTASI:ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN BAŞINDA KADIN GÖRECEK MİYİZ?

"Kadınlar her yere yakışır."

EGE POSTASI:ÖZEL HAYATINIZ NASIL? EŞİNİZ SİZİ ELEŞTİRİYOR MU DESTEK OLUYOR MU?

"Eşim en büyük destekçim. Baro başkanıyken daha yoğundum. şimdi en azından İzmirdeyim. Şimdi daha çok vakit ayırabiliyorum. Belediyeyle ilgili konularda hiç konuşmuyoruz. 28 yıllık evliyim. Karı koca arkadaş gibiyiz. Pek çok sıkıntıyı birlikte atlattık. Arkadaşlık dostluk dayanışma çok daha önemli. Kadının görevi erkeğin görevi gibi kurallar bizde yok. Birlikte aynı siyasal atmosferde yetiştik. Bizde biraz da yoldaşlık hali var. Evlendiğimizde hukukçu değildim, daha sonra avukat oldum. Önce evlilik sonra hukuk oldu. Kavga da ederiz ama belli bir süreden sonra güveni yaratıyor. Biz sorumluluğunu bilen insanlarız."



Sayfa Adresi: http://egepostasi.com/haber/baskan-pekdas-ege-postasi-ni-agirladi/127099