'Bir musibet bin nasihata bedeldir!'
Mustafa Ali Fırtına

Bir musibet yaşadık adı “Temmuz” oldu. Temmuz gibi yaktı, temmuz gibi kavurdu! Ve aslında bağıra bağıra “Ben geliyorum!” dedi demesine de maalesef görmesi gerekenler görmedi, duyması gerekenler duymadı, konuşması gerekenler konuşmadı. Taa ki bugüne kadar!

Baki olan Allah’a inanır gibi bir faniye inanıp bel bağlayanların cehaleti vurdu hepimizi… Kur’an ayetlerinden ve Peygamber ahlakından bihaber, inandığı gibi değil de yaşadığı gibi inanan eksik akıllılar yüzünden ta yüreğimizden vurulduk, canımız acıdı.

Temmuz’a kadar da az vurmadılar hani…

Duymak istemediklerini söyleyenler hain pusularla kahpece katledildi. Okumak istemediklerini yazanlar bir bir hapse tıkıldı. İnsanların yatak odalarına kadar girip en mahrem anlarını çaldılar. Onuruyla çalışan insanları sırf amaçlarına “hizmet” etmediler diye alavere dalavereyle ekmeğinden ettiler.  Olmayan aklını kiraya veren hâkimler, savcılar; polis ve asker eliyle aklımızla alay ettiler.

Biz; “Yok, olmaz, olamaz!” dedikçe onlar ve onları destekleyenler “Olur, bal gibi olur!” dediler.

Bu hain yapı önüne gelen engellere bir bir tuzak kurarken yetkili ağızlardan çıkan “Hiçbir gazeteci gazetecilik faaliyetinden dolayı içeride değildir!” sözleri hala aklımın köşesindedir. Oysa ki doğru yazan, doğruları yazan hiçbir gazeteci, zaten “gazetecilik faaliyeti” nedeniyle tutuklanamazdı. Ama odacısından, çaycısından tutun da mahkeme başkanlarına kadar hemen hemen her kuruma temas eden ve istediğini yaptıran bu ahlaksız tertip için suç uydurmak hiç de zor değildi!

Temmuz bize çok şey öğretti. “Devlete kapağı atayım da (devlet memuru olayım) hayatım kurtulsun” diye düşünenler bir kararname ile on binlerce devlet memurunun görevden alındığını görünce sanırım hiçbir şeyin garantisinin olmadığını geç de olsa öğrenmiş oldular. Atanırken, görevde yükselirken, yer değiştirirken el, etek öpenler bokla yapılanın sidikle bozulduğu gerçeği ile yüzleştiler. Hem bu yapı ile g*t tokuşturup hem de hiçbir şey yokmuş gibi sosyal medyada profiline bayrak, kapağına da tank tüfek resmi koyanlar da cabası… Onları demokrasi mitinglerinde bayrak sallamak da kurtarmadı.

Temmuz kavurunca görmesi gerekenler nihayet gördü, duyması gerekenler nihayet duydu, konuşması gerekenler nihayet konuşuyor.

Peki yapılması gerekenler yapılıyor mu?

Bence hayır!

Gerçekler acıdır ve hatta kimilerini acıtır!

Gerçek şudur ki; “Bu ülkeye 15 Temmuz’u yaşatanlar kadar onlara bu cüreti verenlerde suçludur!”

Kabullenmediğiniz, tiksindiğiniz ve kurtulmak istediğiniz “15 Temmuz” sizin çocuğunuzdur.  Onu bu dünyaya el birliğiyle siz getirdiniz. Kendinizi sütten çıkmış ak kaşık gibi gördüğünüz ve bu gerçeği inkâr ettiğiniz sürece Anayasa’dan, Türk Ceza Kanunu’ndan belki yırtacaksınız ama Allah’ın adaletinden kaçamayacaksınız.

Çünkü bir şeyi açığa vursanız da, gizleseniz de Allah herşeyi iyi bilir!



Sayfa Adresi: http://egepostasi.com/yazar/-bir-musibet-bin-nasihata-bedeldir-/112494