Sandık
Mustafa Ali Fırtına

Mehter marşıyla gelinir, İzmir marşıyla gidilirdi. Evet de desen Hayır da desen, gülünürdü. Keyifliydi yani eskiden.

Oysa “Evet” desen de kaybediyordun “Hayır” desen de…

Evet dediniz, yarışmayı kaybettiniz” dediği de gülerdi “Hayır dediniz, yarışmayı kaybettiniz” dediği de...

Erkandı yol açtı keyifli güzel pazarlara…

Peki ya şimdi, şimdi öyle mi?

Koskoca ülke ikiye bölündü. Ülkücü ülkücüye küs, komşu komşuya düşman! Evet/Hayır uğruna kırdık, kırıldık birbirimize ve artık gülmüyor malesef gülemiyoruz.

Bir “Evet/Hayır” yarışmasının daha sonuna geldik.

Son mu olur bilmem ama ne yazık ki her Evet bir dönemin sonu oldu. Bu Evet ile de zaten can çekişen hukuku kaybettik sanıyorum.

Halk oylaması biter bitmez Yüksek Seçim Kurulu’nun “mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılacağına” ilişkin akıllara zarar açıklamasını okuduğum anda zaten zihnimde sekarat halinde bulunan adaleti artık kaybettiğimizi düşündüm.

Biz, referandumla milli bir mutabakat sağlanır sandık.

Biz, bu referandumu gerçek bir referandum sandık.

Biz, aldatılmayız, kandırılmayız sandık.

Biz, çoğunluktayız sandık.

Hep sandık, hep sandık geçte olsa anladık;

Kala kala elimizde kaldı üç sandık!

Biri çeyiz sandıklarımız, biri adam sandıklarımız diğeri de söz veripte tutar sandıklarımız.

Oy sandıklarımız mı?

Biz hep oy sandık!

Tezgâhı çok geç anladık.



Sayfa Adresi: http://egepostasi.com/yazar/sandik/112522