
Özgür Özel'den erken seçim ve boykot çağrısı
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından yüz binlerce vatandaş Saraçhane'de toplandı. CHP lideri Özgür Özel ve Dilek İmamoğlu, Saraçhane'de toplanan kalabalığa seslendi.
- Ege Postası
- 23.03.2025 - 23:51
- Güncelleme: 24.03.2025 - 00:56
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB'ye yönelik soruşturmalar kapsamında 19 Mart sabahı gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen ve bugün çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından başlayan Saraçhane mitingleri, devam ediyor. Yüz binlerce vatandaş, yapılan çağrılar üzerine Saraçhane'ye akın etti.
Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve CHP lideri Özgür Özel, Saraçhane'de bulunan İBB Merkezi önünde toplanan kalabalığa seslendi
Dilek İmamoğlu, Saraçhane'de toplanan kalabalığa yaptığı konuşmasında "Göz göre göre haksızlığa uğramanın çok derin bir acısı vardır. Bizle bu acıyı çok iyi biliyoruz. Bu acıyı gerçeklerin çıkmasını beklediğimiz kurumlar öğretti. Bizim haksızlığa karşı susmamızı bekliyorlar. Ama öyle olmayacak. Herkese kendine yapılan haksızlıkları hatırlattı. Yıllardır Ekrem'i suçlu göstermek için neler yapmadılar ki? Hatırlayalım 6 yıl önce Ekrem'in kazanacağını fark eden devletin kurumları oy verilerini açıklamayı durdurmuştu. Ekrem o gece çıkıp 'Hak yemem, hakkımı da yedirmem' demişti. O günden bugüne ülkeyi yönetenler Ekrem'den ve onu sevenlerden korkuyorlar. Milletin iradesini gasp edip onu siyaset dışına bırakmak istiyorlar. Onu dışarıda bırakıp iş sandığa kalmadan kazanırız sanıyorlar. Ama yanılıyorlar. Bunu gören gençler, kadınlar tüm Türkiye direniyor." dedi.
Dilek İmamoğlu'nun ardından kalabalığa seslenen Özgür Özel, 'erken seçim' ve 'boykot' çağrısında bulundu.
Özgür Özel'in konuşmasında öne çıkan ifadeler şöyle;
- Bugün direnişin beşinci gününde milli iradenin ve İstanbul'un kalbinde yine Saraçhane'deyiz. İlk gün 100 binlerdik, artarak 500 bin olduk. Siyasi hayatımda ilk kez iki gece üst üste aynı yerde ama hiç uyumadan konuşmak gibi bir deneyimi ilk kez sizinle paylaşıyorum. Dünden bugüne yatmadık, ayaktayız, meydandayız, Ekrem Başkanımızın arkasındayız. Siz burada bir tarih yazıyorsunuz. 19 Mart 2025, 21, 22, 23 Mart, beş gece üst üste, yarım milyon kişi, 1 milyon kişiyi zorlayan rakamlarla bir meydanda toplanmak, hem de yasağa, engellemelere rağmen inançla, kararlıkla, bu tek adam rejimine isyanla buralara geliyorsunuz, iyi ki varsınız! Bugün aslında hüznün, kederin, bir ayrılığın ilk günü gibi görülebilir. Ekrem Başkanımızı, can yoldaşımızı, Ekrem evladımızı, kardeşimizi bizden alıp kopardılar, isyandayız, isyandayız, isyandayız! Ancak bu meydanda hüzün yok, inanç var! Bu meydan, bu bu milyonlar, biz Ekrem Başkan'la birlikte Türkiye'nin yarınları için sadece ve sadece sizlere güveniyoruz!
- 19 Mart darbe girişimi bizim cumhurbaşkanı adayımızı hapsetti! Televizyonları gezin. Türkiye tarihine geçecek cumhurbaşkanı ön seçiminde, İstanbul'da bir meydanda, bir milyona yakın insan toplanmışken bu yayını vermeyen hangi televizyon varsa onları kayda alıyoruz! Bu geceden itibaren ve yarından tezi yok, parayı buradan kazanan, reytingi buradan yapan Saray'a hizmet edenleri bu geceden itibaren tespit edip, bunlar ne iş yapıyorsa, araba mı satıyor; o arabayı alan namerttir!
- Bugün dünya siyaset tarihine hem altın harflerle yazılacak hem de kara bir leke olarak kalacak bir gündür. İstanbulumuz dünya siyaset tarihine altın harflerle kazınmıştır. Ancak dört kez yenildiği birini atadığı yargı aparatları ile onun bileğini kırmaya çalışan bir hazımsız geleceğin cumhurbaşkanına darbe girişiminde bulunmuştur. Türkiye onu seçerken onu Silivri zindanına göndererek milyonlara meydan okumuş, darbe yapmaya kalkmıştır. Ama o iş o kadar kolay değil. Millet güçlüdür. Millet haklıdır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bugün 1 milyon 750 bin üyemizi çağırdığımız, "Katılım yüzde 50'nin altında olursa İmamoğlu'na güvensizlik olur diyen" yandaş medyaya müjdelerim ki 1 milyon 653 bin kişi katılmıştır. 1 milyonun üzerindeki katılımı başarı olarak katılırken bu oran irademize yapılan darbe girişimine en kuvvetli cevaptır. Ancak bu parti içi rakamdır.
- Bugün manzarayı gördünüz. Oy vermeye pusula yetmedi. Zarf yetmedi. Oy kullanmaya saat yetmedi. Saati uzattık, pusula bastık. Yetmedi, yetmedi. Daha iki bin 621 sandık sayılmamışken dayanışma sandıklarında 13 milyon 210 bin oy kullanmıştı. Daha tüm sandıklar işlenmemişken Ekrem İmamoğlu'nun aldığı oy 14 milyon 850 binin üzerindedir
- Sayın Erdoğan, çocukluğundan beri senden başka iktidar görmemiş, yoksulluk çekmiş, sıkıntı çekmiş, giyimine kuşamına karıştığın, tercihlerine karıştığın bu gençler sana sesleniyorlar. 'Korkmuyoruz' diyorlar. Sana da 'Çık karşımıza' diyorlar. Burada gençler 'Korkak Erdoğan' diye bağırıyorlar. Bizim adayımız senin zindanlarında esir. Ama sana bu meydandan meydan okuyoruz. Eğer korkundan adayım İmamoğlu'nu bırakmayacaksan onun seninle yarıştığı seçime biz varız. Hepimiz ayrı ayrı Ekrem İmamoğlu'yuz. Bu meydanda 1 milyonu aşan Ekrem İmamoğlu var.
- Bugün sandığa kimler gitmedi ki? İki elinde bastonuyla iki büklüm nineler, olmayan ayaklarıyla merdivenleri tırmanan engelliler, gencecik kadınlar, erkekler, emekliler, emekçiler, gençler, yaşlılar ama el ele, omuz omuza demokrasi için telaşlılar, özgürlük için telaşlılar. Bir bütün olarak baktığımızda geçmişte yapılan operasyonlara… TÜSİAD’a o muamele, ‘İş dünyası sussun.’ Baroya o muamele, ‘Meslek örgütleri sussun.’ Bir başka yere bir başka saldırı, ‘Akademisyenler korksun.’ Bir Ayşe Barım operasyonuyla yıllar öncesinden onurumuz Gezi’ye saldırarak, sanatçıları korkutmaya çalıştılar. Bakın elimde ne var? ‘Hukuk, adalet ve demokrasi için omuz omuza’ diyen ve şu ana kadar altına imza atıp size, bu mücadeleye destek ve ortak olan 880 cesur sanatçının imzası var. Demokrasi devriminin, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin önümüzdeki güzel günlerinin onurunu paylaşan koca yürekli sanatçıların karşısında saygıyla eğiliyorum. Pek çoğu da bu meydanda. Ve bugün beş günlük mücadelenin, beş günlük direnişin, beş günlük birlikteliğin son günü değil. Aksine bir büyük uzun, zorlu ama onurlu bir mücadele başlangıcının ilk günüdür, ilk günüdür. Bugünden itibaren bu on binler, yüz binler, milyonlar hep birlikte, omuz omuza bir kez daha Anadolu’yu, Rumeli’yi kurtarmaya, bir kez daha demokrasiyi kurmaya, Cumhuriyet’i kurtarmaya gidiyoruz.
- Gençler, biz Gezi’de Taksim’deydik. Çünkü Gezi’de Taksim’de olmamız gerekiyordu. Çünkü orada Gezi Parkı’ndaki ağaçları Tayyip Bey kesmek, yerine Topçu Kışlası’nı inşa etmek, Atatürk Kültür Merkezi’ni yıkmak, yerine alışveriş merkezi yaptırmak gibi bir niyeti vardı. Ve biz o gün olmamız gereken yerde, Taksim’deydik. Bugün siz olmasaydınız, ilk günden kahramanca koşturup gelmeseydiniz, gazdan, barikattan yılsaydınız, korkup evde otursaydınız, bugün bu binada Tayyip Erdoğan’ın atadığı kayyum oturuyordu. Bunu siz başardınız. O yüzden İl Başkanımız, ben her seferinde ‘Buradan ayrılalım bir başka yere gidelim’ dendiğinde hep şunu söyledik: ‘Bugün savunulacak yer Saraçhane’deki bu bina, kayyumun gelmesine karşı önünde yüz binlerin duracağı yer Saraçhane meydanıydı. Doğru olanı yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Günü gelince hep birlikte nasıl sokağa çıkma, toplanma, gösteri yasağını Tayyip Erdoğan’a, Valilik’e, Emniyet Müdürlüğü’nün hukuksuz yasaklamalarına karşı 500 binle, 1 milyonla geri aldıysak ant olsun ki Taksim Meydanı’nı da geri alacağız.
- Bir yandan Tayyip Bey, böbürlene böbürlene, otura otura, salonlarda dura dura, prompterlerden okuya okuya size ve bana meydan okuyor. Diyor ki, ‘Yargıdan korkma. Yargıya saygılı ol. Yargı kararlarına uy.’ Bugün o dosyalardan birinde Ekrem Başkan’a iftira eden bir gizli tanık, yalancı tanık, gizli tanık… Dün hep beraber birini yakalamıştık. Nasıldı? 2021’e kadar İBB’de çalışmış. Eski AKP döneminden, o günden beri yok. Beş yıldır Teknofest’i yapıyor, Türkiye Yüzyılı kampanyası yapıyor, 18 bakanlıkla birden çalışıyor ama İBB döneminde gördüler diye naylon fatura ona da yazmışlardı. Sabah 06.00’da onu da evden almışlardı. Sabah 08.00’de Ali Erdoğan’ı arayıp, kendini serbest bıraktırmıştı. İletişim Başkanlığı’nın tek firması; 4,5G. Tayyip Bey’in ‘Her şeyi Türkiye Yüzyılı’nda kim yapacaksa İletişim Başkanlığı yayınlayacak’ deyip yayınlanan tek firma. Onu salmışlardı, üstüne de ‘şubeden serbest’ yazmışlardı.
- Onları bulup, gösterince panik halinde adamı alıp, Emniyet’e üç gün sonra geri getirdiler. Ama üç günlük doktor kaydı yok, muayene yok, telefonu hep kullanmış. Suçüstü yakalandılar. Bugün sabah onu sizden, benden, gözden kaçırmak için göstermelik tutukladılar. Şimdi gözüm üstünde. İtirazla salacak mısın, salmayacak mısın? Bir ay sonra onu ilk bırakacak mısın, bırakmayacak mısın? Ama esas mesele ne çıktı bugün ortaya? Bu iftiracı, yalancı, gizli, kirli tanık var ya, Ekrem Başkan hakkında yalan ifadeyi ne gün vermiş? 29 Ocak 2025. Girin Google’a, bakın. ‘Turpun büyüğü heybede.’ Tayyip Bey ne gün demiş? 29 Ocak 2025. Tayyip Bey’e, Ekrem Başkan kafasını bozduğu gün ‘Konuşma, turpun büyüğü heybede’ dediği gün gizliği tanığı getirmişler, yalanları dizdirmişler. Bununla Başkanımızı, Cumhurbaşkanı adayımızı Silivri’ye tıkanların burunlarından fitil, fitil getireceğiz.
- FETÖ’cüler yurtdışında firarda, fikirleri, yöntemleri sarayda. Kimi Ankara’daki sarayda, kimi Çağlayan’daki Adalet Sarayı’nda. Silivri’yi kim yaptı? FETÖ’cüler. Kimin için yaptı? Vatanseverleri, yurtseverleri, aydınları, gençleri, akademisyenleri yıldırmak için, onları koca koca hapishanelere tıkmak için yaptı. Kendileri kaçtılar, gittiler. Bıraktıkları hapishane Tayyip Bey’e ganimet oldu.
- Yarın geliyor, sabah Türkiye ve dünya, Ekrem İmamoğlu‘nun haksızca tutuklandığı, içeriye atıldığı bir Türkiye’ye, dünyanın en bilindik metropollerinden bir tanesi olan adı bir çok yerde Türkiye’den çok tanınan İstanbul’un, üç kez üst üste seçilmiş belediye başkanını yenemedikleri için yargı oyunlarıyla içeri atıldığını gören, Türkiye’de hiçbir belgenin garantisi olmadığını, 31 yıllık diplomanın siyasete alet edilip iptal edilebildiğini, kimsenin mal güvencesi, evrak güvencesi, tapu güvencesi olmadığını düşünen, Türkiye’yi dünyaya rezil eden bir iktidar, Pazartesi sabahına uyandıracak Türkiye’yi. Ve Mehmet Şimşek, güya istifa etmemek için zor duruyormuş. ‘Ben ne yapıyorum? İğneyle kazıyorum, kürekle kapatıyorlar’ diyormuş. ‘Ülke ülke gezdim, kaynak buldum, çarçur ettiler’ diyormuş. ‘İstifa edeceğim’ diyormuş. Mehmet Efendi istifa etmezsen hatırım kalır. İstifa etsen ne yazar, etmesen ne yazar? Ama bu ülkeye ne yaptılar? Bu güya Mehmet Efendi’nin iki yılda biriktirdiği 42.8 milyar doların üç günde Ekrem Başkan’ı bütün dünyanın gözünün önünde hukuksuzca aldıklarından beri 42 milyarın 26 milyarını yakmışlar.
- Yani Mehmet Efendi’nin Tayyip Erdoğan’ın atadığı Mehmet Efendi’nin güya rasyonel politikaların takipçisi Mehmet Efendi’nin, topladığı 42 milyarın yüzde 60’ını Tayyip Bey, Ekrem İmamoğlu korkusundan üç gecede yedi bitirdi. Hadi Mehmet Bey, ister istifa et, ister otur Tayyip Bey’e biat et. Ama ayıptır, yazıktır, günahtır. Ülkenin risk primi diye bir şey var. Bu belediye borç alsa, o risk primine göre faiz çıkıyor. İş adamı kredi alsa, ona göre ödüyor. Devlet ona göre ödüyor. Ama yük hepimizin sırtına biniyor. Bu CDS risk primi Ekrem Başkan evden alınırken 255’ti, Silivri’ye konuldu yarın 328’den başlayacak Allah bilir nerelere fırlayacak. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Ekrem İmamoğlu korkusu; bu milleti daha yoksul, daha fakir, daha işsiz, daha güvencesiz yapmaktadır.
- Ekrem İmamoğlu’nun bu binadaki bütün performansı ortada. Önceki beş yıl. Yani AK Parti’nin yönettiği beş yılda harcanan paranın dolar üzerinden yarısıyla, tam yarısıyla AK Parti’nin yaptığı işlerin tam iki katını yaptı. Bu hem Türkiye’deki bütün raporlarda hem uluslararası kuruluşların bütün raporlarında var. Tayyip Bey, açıkça meydan okuyorum. Senin atadığın belediye başkanların bizim Ekrem Başkanımızın yaptığı işleri iki katına yapıp, yarısı kadar yaptılar. Sizin döneminizde iki kere iki, dört etmedi; iki etti. Ekrem Başkan’ın döneminde iki kere iki, dört değil; sekiz etti. Sen mi yolsuzsun, Ekrem Başkan mı yolsuz? Eğer Ekrem Başkan’ın yönetiminde yolsuzluk olsa, hırsızlık olsa senin yarı paranla nasıl iki kat iş yapacak? Demek ki burada dört katlık bir fark var. Rabia yapıyorsun ya. Biri millete, üçü cukka, senin adamlarının cebine. Suçüstü yakalandın.
- Sözün sonuna gelmeden bu Nevruz haftasında barışın, kardeşliğin, yeni yılın umudunda bugün de İstanbul’da Nevruz kutlandı. Bugün Nevruz’un kutlandığı alandan ufak tefek sitemler, kalp kırıklıkları duydum. Buradan oraya doğru şunu söylemem lazım. Bu kürsüde, bu meydanda beş gündür çok konuştuk. Çok söz hatasız olmaz. Her kim bu kürsüden konuştuysa, söylediği bir söz kimi kırdıysa ondan helallik istemek partinin Genel Başkanı adına bendedir. Bütün Kürt kardeşlerimin Nevruzunu bir kez daha kutluyorum.
- Yarın sabahtan itibaren bu meydan hem tüketimden gelen gücünü hem örgütlenmeden gelen gücünü hem farklı da olsa yan yana durabilmenin, farklılıklardan arıza, kavga değil güç devşirebilmenin, o gücü hepimizin faydasına kullanabilmenin ayırdıyla bir büyük mücadeleye başlıyoruz. 20.30 vazgeçeceğimiz bir zaman ve Saraçhane vazgeçebileceğimiz bir mekan değildir. Yarından itibaren ya da yarından sonraki günlerde, 20.30’da bütün Türkiye’de ve İstanbul’da ilan edilecek meydanlarda, alanlarda, hep birlikte olmaya, mücadeleyi yükseltmeye, geleceğe sahip çıkmaya başlıyoruz. Ekrem Başkan’ı almadan, Cumhurbaşkanı adayımızı almadan, onu geri almadan durmayacağız. Onu Cumhurbaşkanı yapmadan, onu Türkiye’nin özgürlüklerinin, demokrasisinin, kardeşliğinin teminatı yapmadan durmayacağız. Bu yolun sonu hep birlikte mutluluktur. Hep birlikte özgürlüktür.
Yorum Yazın