Dolar 35,8642
%0.26
Euro 37,2985
%-0.04
Altın 3.225,570
%0.31
Bist-100 10.082,00
%0

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Zehir saçan tesise dava: Aliağa’da ÇED’siz gemi sökümüne izin vermeyeceğiz

Zehir saçan tesise dava: Aliağa’da ÇED’siz gemi sökümüne izin vermeyeceğiz

İzmir Gemi Söküm Koordinasyon Grubu, Aliağa’da lisanssız ve denetimsiz yapılan gemi sökümlerine dikkat çekerek, “Çevre ve insan sağlığını koruyacak ÇED süreçleri zaman geçirilmeden başlamalı" dedi.

  • Ege Postası
  • 20.01.2025 - 14:31
  • Güncelleme: 20.01.2025 - 14:39

İzmir Gemi Söküm Koordinasyonu Grubu, Aliağa’da ÇED’siz, lisanssız ve denetimsiz şekilde gerçekleştirilen gemi sökümlerine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nde gerçekleştirilen açıklamada basın metnini ise EGEÇEP avukatlarından Arif Ali Cangı okudu.

“ÇED GEREKLİLİĞİNE İLİŞKİN DAVA YOLUNA GİDİLMİŞTİR”

Aliağa’da yer alan gemi söküm tesislerinin çalışanlar, toplum ve çevre sağlığı açısından çok önemli bir tehlike kaynağı olduğunu belirterek sözlerine başlayan Cangı, tüm bu gerekçelerle, Aliağa'da faaliyet gösteren gemi söküm tesisleri için Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) süreci işletilmesi gerektiğini belirtti.

EGEÇEP, İzmir Barosu, TMMOB Mimarlar Odası, İzmir Tabip Odası ve 8 yurttaş, 10 OCAK 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına karşı dava açıldığını kaydeden Cangı, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından EGEÇEP'in yaptığı bilgi edinme başvurusuna verilen yanıtta tesislerin ÇED Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce işletmede olduğu gerekçesiyle ÇED kapsamı dışında olduklarına ve firmalara ÇED'den muaf tutulduklarına ilişkin yazı gönderildiğinin bildirilmesi üzere dava yoluna gidilmiştir” dedi.

“ÇED MUAFİYETİ DEVREDİLEMEZ”

Aliağa'da halihazırda 28 ayrı arsada faaliyet gösteren 22 aktif gemi geri dönüşüm tesisi bulunduğunu aktaran Cangı, “Gemi söküm sektörü, 1976 yılında Gemi Söküm Organize Sanayi Bölgesi kurulmasıyla Aliağa’ya taşınmıştır. Hazineye ait gemi söküm alanı, beşer yıllık sürelerle gemi söküm şirketlerine kiralanmıştır. Söküm sahası 2004 yılında Toplu Konut İdaresine (TOKI) devredilmiştir. Tesisler ile yapılan kira sözleşmeleri 2026 yılında sona erecektir. Sektörün Aliağa'da faaliyete başlamasından bu yana 1980'li yıllardan itibaren şirketler pek çok operasyonel değişiklik geçirmiş, ÇED Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana kapasiteleri artırmış ve pek çok farklı şirketlere devirler gerçekleşmiştir. ÇED Yönetmeliğindeki muafiyet şartlarını ortadan kaldıracak pek çok değişiklik olmasına karşın kanuna karşı hile yoluyla ÇED'den muaf tutulmuşlardır” ifadelerini kullandı.

Tesislerin defalarca farklı şirketlere devredildiğini kaydeden Cangı, “ÇED Yönetmeliği gereği ÇED muafiyeti devredilemez. Sökülen atık gemi kapasitesinin artması tesislerdeki proseslerin değişmesine yol açmaktadır. Bu yüzden ÇED Yönetmeliği gereğince çevresel etki değerlendirmesi sürecinin işletilmesi yasal zorunluluktur” diye konuştu.

“ALİAĞA’DA BULUNAN KÜMÜLATİF KİRLİLİĞE TÜM SEKTÖRLER PAYDAŞ”

Diğer yandan, Aliağa'da kümülatif bir kirliliğin bulunduğunu belirten Cangı, “Bu kirliliğe Aliağa'daki her sektörün paydaş olduğu ayrı ayrı olarak saptanmıştır. Aliağa'nın çevresel durumunun tespiti ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi için, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kurulan Komisyonun çalışmaları çerçevesinde Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Marmara Araştırma Merkezi (TÜBITAK MAM)'dan uzmanlar sahada kapsamlı çalışmalar yapmışlardır. Çalışmalar sonucunda 'Aliağa Bölgesi Toprak ve Bitki Kirliliği Sonuç Raporu' ile 'İzmir İli Aliağa İlçesi Çevre Durum Tespiti Projesi Sonuç Raporu' hazırlanmıştır. Bu raporlara göre gemi söküm sektörü, demir çelik tesisleriyle birlikte bölgenin temel kirlilik kaynaklarındandır ve kirlilik taşıma kapasitesi aşılmıştır” diye konuştu.

Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Çevre mevzuatı ve BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinin yanı sıra Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre alan bazlı kümülatif (birikimli) etki değerlendirmesinin yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Cangı, “İzmir'in kuzeyinde yer alan Aliağa, iki limanı, bir LNG terminali, Demirdöküm fabrikaları, haddehaneler, doğalgazlı ve kömürlü termik santralleri, rafineri ve petro-kimya tesisleriyle Türkiye'nin en büyük sanayi bölgelerinden biridir. Gemi söküm sektörü, demir çelik fabrikalarına hurda ham madde sağlayarak, yukarıda sıralanan sistemin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Geri dönüşümü yapılan gemilerden elde edilen çeşitli diğer metallerin ve ekipmanların geri kazanımı da aynı bölgede gerçekleşmektedir. Aliağa'daki kirletme potansiyeli olan bu tesislerle birlikte değerlendirildiğinde bölgenin kümülatif değerlendirmeye gereksinim duyduğu açıktır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kuruluş amacının gereğini yapmalı, yasal yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Gemi Söküm sektörünün TOKİ ile olan kira sözleşmelerinin sürelerinin bitmek üzere olduğu ve AB Mevzuatına dayanarak yapılan denetimler sonunda tersanelere dağıtılan AB gemi geri dönüşüm sertifikalarının ancak minimal bir çevre standardı sağlayan ÇED'lerin olmamasına göz yumduğu da göz önünde bulundurularak bölgenin uzun vadeli ihtiyaçlarını karşılayacak, çevre ve insan sağlığını koruyacak ÇED süreçleri zaman geçirilmeden başlatılmalıdır” dedi.

“HERKESİ DAVAMIZA MÜDAHİL OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Otapan ve Sao Paolo’yu hatırlatan Cangı, “Bundan sonra benzer şekilde tekil gemilerle uğraşmak yerine Gemi Söküm sanayiinin yarattığı toplam kirliliği durdurmaya kararlıyız. ÇED muafiyetlerinin kaldırılması ilk adımımızdır. Mücadelemizin devamı gelecektir. Sonraki adımlar ise çevre standartlarını, çifte standarda çeviren sertifikalandırma pratikleri ile AB'nin ilgili kurumlarına gerek açık mektup ile, gerekse ilgili mercilere şikayetlerle ilerlemektir. Aliağa'nın ve bölgemizin, Ege Denizi'nin sağlıklı yaşamını korumakta kararlıyız. Aliağa'da toplum ve işçi sağlığının korunmasından, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkından yana olan herkesi davamıza (İzmir 2.İdare Mahkemesi'nin 2025/62 Esas) müdahil olmaya çağırıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. (Evrensel)

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.